beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Tuğba ESMER
  13-03-2022 23:33:00

Mağrurum Namıma Aziz Diyorlar

1964 yılında Sakarya’da doğan Ayfer Tunç, İstanbul Üniversitesinde siyasal bilgiler okumasına rağmen edebiyat sevdası onu yazmaktan alıkoymamış ve üniversite yıllarında çeşitli edebiyat dergilerinde yazıları yayımlanmıştır. 1989 yılında “Saklı” adlı öyküsüyle katıldığı Yunus Nadi Öykü Armağanı’nda birinci olarak adını geniş kitlelere duyurmuştur. Roman ve öykü yazarlığının yanında radyo tiyatroları yazmış,“Aliye, Bin Bir Gece” gibi ünlü dizilerin senarist kadrosunda yer almıştır.

Ayfer Tunç’un deyimiyle,yazarlık yeteneğinin mayasını Oğuz Atay, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Leyla Erbil gibi yazarlar kabartmıştır.Onunhikâye ve romanlarında okuyucuya sunulan küçük insanların sıradan hikâyeleridir. Fakat sıradan olayları okunur kılan yazarın anlatımındaki samimi ve şiirsel üsluptur. Okuyucu,hikâyelerin kahramanlarında kendi yaşadıklarını görür. Kahramanlarla bütünleşir.

İlk basımında çoklu öykülerin yer aldığı bir kitapta bulunan “Aziz Bey Hadisesi” daha sonra tek kitap halinde basılmıştır. Teknik olarak bir öykü olmasına rağmen kısa bir roman-edebi terimiyle novella- olarak değerlendirmenin daha doğru olduğu kanaatindeyim.

Eser“Bir gece Zeki Bey’in meyhanesinde acıklı bir hadise oldu.  Zeki, Aziz Bey’i tartaklayıp dışarı attı.”cümleleriyle başlar. Fakat bu hadisenin perde arkası anlatılmadan geriye dönüş tekniği ile başkahraman Aziz Bey’in gençliğine dönülür. Eserin son kısmına kadar meyhanede gerçekleşen olayın perde arkası hakkındaki merak diri tutulur.

Aziz Bey, adının manası gibi ruhu büyük bir kibir ve gönenç gölü içinde yıkanan, gururunun peşinden ayrılmayan bir adamdır.Babası ile bir türlü geçinememiş, onunla pek çok çatışma yaşamış, ona benzemekten korkmuş fakat bundan kaçamamış bir adamdır.Çevresine karşı yüksek duvarlar örmüş hem kızgın hem kırgın bir adamdır.Aşkı uğruna ailesine sırtını dönecek kadar fevri, o aşk kalbini kırdığında bir kuş kadar ürkek bir adamdır.Beyrutlu güzel Maryam karşısında mazlum, Haliç'e bakan pencerenin mahzun güzeli Vuslat karşısında zalim bir adamdır.

Gençliğinde okumakta pek hevesi olmayan, havai bir delikanlı olarak karşımıza çıkar Aziz Bey. Sessiz, sakin, eşinden sevgi göremeyen bir anneye; despot ve sert bir babaya sahip olan Aziz Bey göçmen bir güzele gönlünü kaptırır. Bu sevdası babasıyla gerilen bağlarının daha da gerilmesine sebep olur ve bir gün fırtınalı bir denizin dalgaları gibibabasının kabaran öfkesiyle evin kapı dışına vurur Aziz Bey.

Babasında da Aziz de fazlasıyla var olan aynı genin mirası gurur, ikisine de geri adım attırmaz. Aziz, aşkının peşinden Beyrut’a, hiç tanımadığı gurbete döner yüzünü. Annesinin babasından göremediği sevgiyi, Aziz de Maryam’da bulamaz. Gurbet acısı, aşk acısı, parasızlık derken Aziz Bey ömrünün zor zamanlarını yaşar Beyrut’un yakıcı sıcağında. Fakat burada müzik gölgelendirir onun kalbini, öfkesini serinletir, yaralarını sarar. Tamburunun ahenkli notaları asi ruhunu dinginleştirir. Aşık olarak gittiği Beyrut’tan Tamburi Aziz Bey olarak döner. Namı tüm eski İstanbul’a yayılır.

Şöhret Aziz Bey’in mağrur yapısını köpürtür. Toyluğunda yaşadığı acı aşktecrübesi onu kadınlara karşı teyakkuzda tutar. Savaşmaya, kazanmaya takati de isteği de yoktur.O yüzden kendine onu yormayacak bir kadın seçer. Sessiz, silik, varlığına ihtiyaç duyulmadıkça ortaya çıkmayacak bir kadın, tıpkı annesi gibi… Vuslat, böylece girer Aziz Bey’in hayatına. Vuslat, Aziz Bey’i sever ancak Aziz Bey’le vuslatı yaşamak nasip olmaz bu cefakâr kadına. Aziz’in Maryam’dan göremediği sevgi Vuslat’a da uğramaz. Böylece yazarın sevgisizlik teması üzerine bina ettiği yapının son tuğlası da tamamlanmış olur.

Değişen dünya, değişen düzen ve bir zamanlar alıştığı şöhretin sabun köpüğü gibi ellerinde erimesi karşısında bocalayan, öfkelenen, ayak uyduramayan Aziz Bey mağrur tavrının altında ezilir, ezilir de yükseldiği yerden ne kadar küçüldüğünü bir türlü göremez. Ona saygı duyanlar duymaz olur, onu sevenler sevmez olur. Dik başlı Aziz, uyum sağlamak yerine dimdik durmayı tercih ettiğinden en sonunda kırılıp parçalanır.

Zeki'nin meyhanesinde başlayan Aziz Bey’in hadisesiyine aynı mekânda son bulur. Dik başlı, mağrur Aziz Bey de namını geçmişte bırakıp sessiz sedasız meyhaneden ayrılır…

  Bu yazı 2312 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI