beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Tuğba ESMER
  01-03-2022 16:36:00

İRONİK BİR VAROLUŞ HİKÂYESİ: TANTE ROSA

Tarancı’nın deyimiyle ömrün yarısını 5 geçe aramızdan ayrılan Sevgi Soysal, kısa ömrüne çok şey sığdırmış bir yazar, bir arkeolog, bir radyocu, bir kadın… 70’li yılların sancılı Türkiye’sinde, siyasi baskıların gölgesinde, bir direniş edebiyatının parçalarıydı Sevgi Soysal’ın eserleri. Her şeyden önce bir kadındı o ve kadının hayattaki anlamını, değerini, yerini sorguladı. Kadını anlattı. Ataerkil toplumların görünmesi istenmeyen gerçeklerini gözler önüne sermeye çalıştı. Yazdığı eserlerin içinde en çok okunan ve ses getiren Tante Rosa’da kadın olarak var olmanın ironik hikayesini anlatır.

Yazar, Adnan Binyazar’la yaptığı bir röportajda şöyle söyler: “Anamın büyük anasının adı Roza’dır. Bir Bavyera köyünde gerçekten afaroz edilmiş, çocuklarını, kocasını bırakıp büyük kente gitmiştir. At cambazı olmak isteyen, rahibeler okulundan kovulan teyzem “Tante Rosel” kitaptaki bu ve başka olayların kahramanıdır. Demek istediğim Tante Rosa’daki olayların, yaşantıların çoğu gerçektir. Kitabın- bazı dostların deyimi ile yabancı olan coğrafyası- biraz belgesel oluşundandır. Bu belgesellik bir yana, aslında Tante Rosa ne büyükannemin ne de teyzemin yaşantılarını anlatır. O, büyükannemde başlayıp bende biten bir çizgidir.”

Tante Rosa, Sevgi Soysal’ın da ifade ettiği gibi hayatından geçen kadınların ve kendisinin bir yansımasıdır, birleşimidir, simgesidir.

Eser birbirine bağlı 14 hikâyeden oluşuyor. Tante Rosa’nın ironik hayat hikâyesi çiziliyor zihnimizin tuvaline. Çocuk Rosa karşılıyor önce bizi, Sizlerle Başbaşa dergisinden ilham alarak at cambazı olmaya karar veren minik Rosa… Fakat hayallerine engeller konuluyor Tante Rosa’nın. Çünkü cambazlık “kadınlara uygun” bulunmuyor. Sevgi Soysal, kadınların her alanda var olması gerektiğinin altını çizmiştir bu bölümde ve iş alanlarındaki cinsiyet eşitsizliklerine dikkat çekmiştir.

İkinci bölümde Rosa Rahibeler Okuluna verilir. Bu bölümde Katolik inancının kisvesinde aslında tüm inançlarda kadına gösterilen değersizlik eleştirilmiştir. Fakat yazara bu noktada katılmıyorum. Zira benim inancımda, Kur’an ve sünnetin ışığındaki İslamiyet’te, kadın asla ikinci sınıf değildir! Zaten muhtemelen bu eleştirilerin geleceğini tahmin eden yazar, fikirlerini Katolik mezhebi üzerinden işlemiştir.

Üçüncü bölümde Rosa yaşadığı tüm toplumsal ve cinsiyetçi baskılara karşı başkaldırır. Henüz çok genç yaştayken doğru dürüst tanımadığı ve aslında sevmediği biriyle birlikte olur. Bu noktadan sonra başkaldırı bir teslimiyete döner ve o adamla evlenmek zorunda hisseder kendini Rosa. Kadınların yaşadığı ataerkil baskıların sonucunda verdikleri yanlış kararlar ve bu kararların hayatlarına yansıyan mutsuz sonuçlarına dikkat çekilmiştir.

Dördüncü bölümde Rosa evli, çocuklu ve mutsuz olarak karşılar bizi. Tekdüze bir hayat içerisinde unutulmuş bir eşya gibidir. Ödev ve sorumluluklarını yerine getirdiği sürece vardır. Bunun dışında varlığı bir anlam ifade etmez. Fakat Rosa artık boyun eğmeyecektir. Her şeyi olduğu gibi bırakıp özgürlüğün beyaz atına atlar ve dört nala koşar hayata.

Çocuğun, anneliğin, eş olmanın bir pranga gibi gösterilmesi ve özgürlüğün bireysel hareket edebilmekmiş gibi yansıtılması beni rahatsız eden bir durum olsa da radikal bir feminist olan Sevgi Soysal için olağan sayılabilir.

Bundan sonraki bölümlerde hayatın içerisinde oradan oraya savrulan bir Tante Rosa görülür. Bir ilişkiler yığını içerisinde canı kimle olmak isterse onunla olan, nerede yaşamak isterse orada yaşayan, parasal mücadeleler içerisinde girişimler peşinde koşan ve tüm bunlar olurken yaşlandığının farkına varan bir Rosa.

Hayat çok da yüzüne gülmez Rosa’nın. Ölüsünü bile sığdıramazlar dünyaya. İronik bir sonla biter Tante Rosa’nın hikayesi.

Sizlerle Başbaşa dergisi kitaptaki metaforlardan biridir. Tante Rosa hayattaki önemli kararlarını bu dergide yazanlara göre verir. Bu dergi onun rehberidir. Dergiyi, kadınlara boş hayaller sunan filmler, diziler, basit aşk romanları, gündüz kuşağındaki boş program içerikleri gibi düşünebiliriz sanırım. Rosa, bu dergiye bakarak kararlar verir ama hep hatalar yapar. Başarılı ve mutlu olamaz. (Tante Rosa; bütün gerçekleri yaşamak, ama yine de ısrarla Sizlerle Başbaşa dergisine kanmak demekti. Sf. 66)

Her kadın gibi mutlu olmak ister Rosa, görünmek ister, bilinmek ister, sevilmek ister, var olmak ister. Varlığını kanıtlama çabasıdır aslında Rosa’nın yaptıkları. Suya kapılan bir sandal değil, suyun içinde yüzen bir balık olmak ister Tante Rosa. Öyle ya da böyle bir Rosa geçer dünyadan, belki sadece resmi evraklarda adı olan, kimsenin kalbinde barınamayan bir Rosa…

  Bu yazı 2227 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI