beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Saynur ÖZKAFA
  08-01-2024 08:54:00

Sarı İneğe Selam Söyle!

ASLINDA bu söz, ekmek parası için memleketinden ayrılmış bir gurbetçinin; sılasına telefon ettiğinde ya da mektup yazdığında; yarenleriyle konuşma söylemidir.

Öyle özlemiştir ki, geride bıraktıklarını; kedisinden köpeğine, tavuğundan ördeğine, ahırdaki ineğine kadar her şeye buram buram özlem duyulmaktadır.

Önce geride kalan anneler, babalar, kardeşler, nineler ve dedeler sual edilir bu telefonlarda ve mektuplarda… Daha sonra da evin diğer temel başları sayılan hayvanlar girer sıraya; onlar da özlem konusu edilir.

Konuşmanın sonu tebessümle bağlanır; “Ahırdaki sarı ineğe de selam söyle benden” der mektup yazan kişi. Gülüşürler. Telefonlaşma ya da mektubun son satırları böyle nihayete eder.

Lakin benim anlatacağım “sarı inek” başka bir inektir.

İnek yine inektir de hikâye başkadır;

DÜŞMANIN İSTEĞİ BİTMEZ!

Hikâye bu ya… Memleketin bir yerinde onlarca inek sürüsü birlikte otlarmış. Fakat her gün ormanın derinliklerinden gelen “ormanların kralı” tabiriyle bir sarı yeleli, heybetli bir aslan bu sürüyü tehdit eder, gözdağı verirmiş:

“Aslında benim ineklerle bir problemim yok! Yalnız içinizde şu sarı inek var ya… İşte o inek benim iştahımı kabartıyor. Onu bana verirseniz, sizleri bir daha hiç rahatsız etmem.”

İneklerin şefi, her gün aslanın tehdidinden bıkmış, usanmış. Aslında bu aslan tehdidinden de bir an önce kurtulmak istiyormuş. Düşünmüş, taşınmış ve biraz da kaşınmış; aslanın istediği o “sarı ineği” vermeye karar vermiş.

Aslan istediğini alınca birkaç gün ortalıklarda görünmemiş. Fakat birkaç gün sonra, karnı acıkınca yine çıkagelmiş:

“Aslında ben ineklerle dostum… Lakin, aranızda şu alaca inek var ya; işte o bana sarı ineği çağrıştırıyor! Onu bana verin, sizi rahat bırakayım.”

İneklerin şefi yine düşünmüş, sonunda aslanın istediği “alaca ineği” de vermiş. Zannetmiş ki, artık aslandan kurtulacaklar.

AYNI YERDEN ÜÇ KEZ ISIRILMAK!

Ama ne gezer…

Ormanların kralı birkaç gün sonra, karnı acıkınca yine gelmiş. Ve yine inek sürüsünden bir inek istemiş.

Bu isteklerin ardı arkası kesilmemiş. Lakin sürüde de kala kala bu inek sürüsünün şefi kalmış.

Aslan bu defa yine görünmüş ormanların arasından… Niyeti tabii ki o ineklerin şefini de yemek… İneğin aklı başına gelmiş lakin artık iş işten çoktan geçmiştir. Ve ölüm, artık onun için de mukadderdir. İneklerin şefi kendi kendine hayıflanır;

“Ah be şefim ah… En başta “sarı ineği” vermekle hata ettim. Şimdi ayıkla pirincin taşını… Dök bakalım gözyaşını!”

Aynı yerden üç kez ısırılmak da buna denir aslında. Ve akıllı bir insan aynı yerden üç kez ısırılmaz!

Buradan şöyle bir ders çıkarılabilir:

Birisi sizin özgürlüğünüze, yurdunuza, toprağınıza, namusunuza göz diktiği zaman; sarı ineği vermeden, tıpkı 100 yıl önceki gibi ülkenizi, vatanınızı canlarınız pahasına savunmalısınız.

Sonu nereye varırsa varsın. Bir an bile düşünmeden ve kararlılıkla zulme karşı durmalısınız.

İşte, 100 yaşına yeni basmış Cumhuriyetimiz de böyle kararlı, cefakâr ve kahraman insanların canları pahasına kuruldu. Düşmanın ardı arkası bitmeyen isteklerine karşı, yedi düvele karşı büyük bir kararlılıkla karşı duran Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına, şehitlerimize gazilerimize ne kadar teşekkür etsek, azdır.

Saygıyla… Şükranla…

ANLAMLI SÖZ

“Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;

Gelenin keyfi için, geçmişe asla sövemem!

Kanayan bir yara gördüm mü, yanar ta ciğerim;

Onu dindirmek için, kamçı yerim, çifte yerim…”

Mehmet Akif Ersoy

 

  Bu yazı 3044 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI