Saynur ÖZKAFA
ATAMIZIN 10 Kasım 1938’deki vefatından bu yana tam seksendört yıl geçti. Türk Milleti'ndeki sevgisi dipdiri duruyor. Durmak ne kelime, her geçen yıl daha bir özlemle anılıyor. Saat 9’u 5 geçe, yine ülkemin her bir bölgesinde sirenler çaldı, saygı duruşları yapıldı. Yapılan anma merasimlerinde ise konuşmalara özlem ve saygı yüklüydü.
Çünkü bizlere emanet ettiği Cumhuriyetin kapsama alanında, bir vatandaşın özgürce ve gururla yaşamını sürdürmesi için her türlü olanak sunulmuştu.
Gazi Mustafa Kemal farklıydı; farklı bir kişi olduğu daha çocuk yaşlarında kendini göstermeye başlamıştı.
Babası Ali Rıza Efendi’yi kaybettiğinde 6 yaşında bir çocuktu Mustafa; bir anne ve bir kız kardeşle yapayalnız kalmışlardı. Bir ara dayısının çiftliğinde de görev alan Mustafa pek huzursuzdu; genç yaşta dul kalan annesi Zübeyde Hanım bir beyle evlenmesinden dolayı kız kardeşi Makbule ile birlikte üvey babanın evine taşınmak zorunda kaldılar. Burada üvey ağabey ve ablaları da vardı Mustafa’nın.
Fakat Mustafa başkaydı; bir başkasının tahakkümü altına girmesi içine sindiremediği için yatılı bir okula kaydını yaptırdı.
Zaten kutlu yürüyüş de buradan başladı. Hangi okulda okuduysa oranın en göze batan öğrencisiydi. Zira kendisine Kemal ismini veren ilkokul öğretmeni de onun farklı bir çocuk olduğunu fark etmişti çoktan.
Mustafa Kemal, liseyi ve Harp Okulu’nu da birincilikle bitirdi.
Sonrası malumunuz… Gerek Türkiye’de gerekse şu anda yurt dışında kalan farklı cephelerde savaştı.
Fakat Çanakkale’deki başarısı dillere destandı. Çanakkale’yi aşarak İstanbul Boğazı’na doğru ilerlemeyi kafasına koymuş olan düşman güçleri, Türk askerinin destansı direnişi ile bir adım ileriye gidemedi.
Neticede 250 binin üzerinde şehit verdik. Türk Ordusu’ndan kat be kat üstün olan emperyalizmin güçlerine de en az 250 bin kayıp verdirdik.
Can verdik ama Türk’ün son yurdu olan Anadolu’dan bir parça toprak vermedik.
Ve o gurur abidesi İngiliz Genel Kurmay Başkanı William Churchill şöyle diyordu savaş sonrası;
“Biz Çanakkale’de kesin zafer için her türlü tedbiri aldık. Lakin Türk komutan Mustafa Kemal’i hesaba katmadık. Her asırda bir lider çıkar. Bu asırda böylesine bir lideri doğurmak bir Türk anaya nasip olmuştur…”
Sonrası malumunuz…
Geldikleri gibi gittiler.
Ve Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’daki kutlu yürüyüşü. Samsun, Erzurum, Sivas ve diğer kongreler… Sonra 30 Ağustos ve Büyük Taarruz.
Ve akabinde kurulan yepyeni bir Devlet ve tüm vatandaşlarını kuşatan bir Cumhuriyet rejimi…
İşte yukarıda kısaca anlatmaya çalıştığımız şanlı tarihimizden bir kesitin her safhasında Gazi Mustafa Kemal var.
Ve 12.5 milyonluk dipdiri bir ülke… Çıktık açık alınla ve geldik bu günlere.
Artık 85 milyonluk dev bir ülke olduk.
Kolay olmadı elbet. Lakin her geçen gün biraz daha güçlendik, biraz daha geliştik ve her alanda dünya devletleri ile yarışır duruma geldik.
İşte Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve işte yaptıkları…
Her şey bütün görkemiyle ayakta…
Türk Milleti, Atasını bunun için çok seviyor ve hiç unutmuyor. Ve vefatından bu yana tam seksendört yıl geçmesine rağmen, Ona olan sevgi tıpkı bir kartopu misali katlanarak büyüyor.
Her 10 Kasım sabahında caddelerde, okullarda, resmi kurum ve kuruluşlarda Türk Bayrağı’nın dalgalandığı her yerde Atatürk sevgisi adeta bayraklaşıyor.
Seni bu aziz Millet hiçbir zaman unutmaz. “Yeni nesil sizin eseriniz olacak” dediğiniz biz öğretmenler de asla unutmayacağız.
Rahat uyu Atamız. Şükran, saygı ve minnetle…
Tebrik ediyorum hocam. Yüreğinize sağlık