Mirhan Hakkı AKIN
Yazının başlığı aynı zamanda bir kitabın adı. Kitap, bir cumhuriyet kadının öz yaşam öyküsünü anlatıyor. Yeni kurulan cumhuriyetin olanaklarıyla çağdaş, bilimsel eğitimin tüm basamaklarını başarıyla tırmanmış bir azmin öyküsü. İçinde bulunmuş olduğumuz Gençlik Haftasında sizlere bu “gencin” öyküsünü anlatmak isterim…
Avrupa ile ticaret yapan İzmirli genç bir Türk işadamı. Macaristan'da genç bir kadınla tanışır ve evlenir. Bu evlilikten bir kızı olur. 1921 yılında Viyana’da doğan kızına Nermin adını verir. Nermin’in çocukluğu bir süre İstanbul’da geçer. O sırada acı bir olay olur, baba intihar ederek canına kıyar. Geride kalan eşi ve kızı geçim sıkıntısına düşer. Aile tekrar Macaristan’a taşınır. Burada onları maddi açıdan zor bir hayat beklemektedir.
14 yasındaki Nermin, Macaristan'da paralı olan öğrenimini sürdüremez olur. Bu arada Nermin büyümekte, Mustafa Kemal'in yaptıklarını, gazetelerden heyecanla izlemektedir. Atatürk’ün ülkesinde eğitim parasızdır.
Nermin, baba yurduna gitmeye karar verir. Macaristan’da Türk Büyükelçiliği'ne başvurur. Elçilik sorumlusu ona bir pasaportla birlikte, eline durumunu açıklayan bir de Türkçe mektup verir. Başı sıkıştığında, derdini anlatamadığında o mektubu gösterecektir.
Trenle günlerce sürecek İstanbul’a yolculuk başlar.
Tren, Türkiye topraklarına girer. Gümrük memurları, elinde Türk pasaportu olan ama Türkçe bilmeyen bu çocuğa giriş iznini hemen verir.
Küçük Nermin, İstanbul’dan vapurla amcasının yanına İzmir’e gider. Burada bir yandan Türkçe öğrenir, bir yandan da lise öğrenimini tamamlar. Mustafa Kemal'in parasız kıldığı eğitim olanaklarından yararlanarak iyi bir eğitim hayatı yaşayan Nermin İstanbul Hukuk Fakültesi'ni kazanır. Okulunu bitirince gazetecilik yapar. Türkçenin arkasından İngilizce ve Fransızca da öğrenmiştir.
Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne asistan olur. Çağdaş siyaset biliminin Türkiye'ye girmesine öncülük edenler arasında yer alır.
Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek okulunun müdürlüğünü yapar. Sonraki yıllarda, bu yüksek okulun, benim de mezunu olduğum, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi olarak yeniden kuruluşunda aktif olarak görev alır.
Tükenmez bir enerji ve heyecanla, gençlere bir şeyler verme isteğini yitirmez. Uluslararası toplantılarda genç Türkiye'yi, Türk kadınını, Mustafa Kemal'i savunur...
“Ben yurdumu kendi irademle seçtim. Mustafa Kemal olmasaydı, belki ben de olmazdım.” diyerek cumhuriyete ve Atatürk’e bağlılığını vurgular.
Bu kişi henüz hayatta olan Profesör Nermin Abadan-Unat’tır.
Kamuoyu (kendisi ‘kamuoyu’ sözcüğünü de Türkçemize kazandırmıştır) tarafından bilinen birçok iletişim bilimcisinin de hocası olan ve “hocaların hocası” sıfatını layıkıyla taşıyan Nermin Hoca, Atatürk’ün cumhuriyeti emanet ettiği gençlerden birisi. 102 yaşında hâlâ genç, bu emaneti sadık bir biçimde korumakta hâlâ kararlı…
Bütün gençlerin, aynı zamanda duruşu ve bilinciyle genç kalmayı başaranların, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun!