* Yalova’nın eğitim ve sanayideki konumuna vurgu yapan Vali Erol, “Okullarımızın fiziki durumu ve sınıflardaki öğretmen, öğrenci sayısı ortalaması özel okul seviyesinde. Özellikle gemi inşaatı sanayinde büyük atılım ve yatırımlar mevcut. Yalova’da yaşayan tüm vatandaşlarımıza yasalara uyma konusundaki titizliklerinden dolayı teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Yalova Valisi Muammer Erol, 1985 yılından bu yana İçişleri Bakanlığında kadrolarında mülki idare amiri olarak değişik il ve ilçelerde kaymakamlık, vali yardımcılığı, mülkiye başmüfettişliği, İBB Genel Sekreter Yardımcılığı görevlerinde, 2008 yılından sonra ise Elazığ, Konya Valiliği görevlerinde bulunmuş olup halen Yalova Valisi olarak görev yapmaktadır.
Nüfusu üç yüz elli bine yaklaşan ve 07.07.1995 tarihinden itibaren il statüsünde bir şehir olan Yalova’da 05.10.2018’de Valilik görevine başlayan Muammer Erol, icraatları ve şehrin sorunlarıyla yakından ilgilenmesi ile biliniyor ve seviliyor.
Bir ilde vali, kanunları, Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerini ve kanun hükmünde kararnameleri uygulamakla görevlidir.
Şehrin huzurundan, gelişiminden ve tüm Devlet teşekküllerinin sağlıklı bir şekilde işlemesinden sorumludur.
Valiler, yürütme erkinin bir organı olup, Devlet hiyerarşisinde Cumhurbaşkanının ildeki temsilcisidir.
Valilik, zor ve sorumluluk isteyen bir makamdır.
Valilik makamında oturan kişiler, Devleti temsil ediyor olmanın sorumluluğunu taşır.
Böylesine ağır bir sorumluluk altında bulunan ve şehrin en yetkili mülki amiri olan Yalova Valisi Sayın Muammer Erol’u makamında ziyaret ettik.
Elbette ki, görevi gereği iş yoğunluğu vardı. Zamanı kıymetliydi. Sayın Valimiz ile röportaj için giden ekipte Yalova TOBB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Ercan Gökkaya, Gazetecilik Alan Şefi Saynur Özkafa, Usta Öğretici Sezgin Altınel, 10. Sınıf Gazetecilik Bölümü Öğrencileri Efe Mot, Ayvaz Osmanoğlu, Doruk Mot, 12. Sınıf Gazetecilik Bölümü Öğrencisi Baran Zambak da vardı. Kıymetli vakitlerini ayırdığı için kendilerine çok teşekkür ediyoruz. Biz sorduk, Sayın Valimiz Muammer Erol da sorularımızı yanıtladı.
***
-Valilik makamında çok önemli görevler icra ederken; kendinize kimi rol model alıyorsunuz?
“İlk aklıma gelen meslek büyüğümüz Merhum Müsteşarımız Galip Demirel. ‘Bu meslekte rol model kim olabilir?’ dendiğinde, üzerinde ittifak edilecek bir isimdir. Vefat etti; Allah rahmet eylesin. Kendisini saygı ve rahmetle anıyoruz.
-Sayın Valimiz, bir vali’nin 24 saati kısaca nasıl geçer?
VALİ’NİN ÇALIŞMA SAATİ SINIRI OLMAZ
“Bir defa ilan edilmiş mesai saatlerinde -eğer dışarıda olmayı gerektiren farklı bir görev yoksa- valilik makamında geçer. Fakat valinin makamın dışında da görev ve sorumluluklarıyla birlikte olması gereken çok yer ve görev var. Biz de, onun peşinde koşturmaya çalışıyoruz. Yeri gelir -saati hiç fark etmez- valinin kalkıp o işin başında bulunması, görev ve sorumluğunu yerine getirmesi gerekir. Örneğin, geçtiğimiz günlerde yaşanmıştı. Bir işçi pansiyonunda çıkan yangın ihbarı, yanılmıyorsam gecenin 02.30’u gibiydi. İtfaiye gitti mi, yangın söndürülüyor mu? Evet, çalışıyorlar, iyi tamam… ‘Allah kolaylık versin’ filan deyip, yorganı başına çekip yatar mı vali? Yatmaz! Gider başına, değil mi? O işle ilgili yapılan, yapılmayan, olması gereken ne varsa son noktasına kadar onu yerine getirmeye çalışır. Bu sebeple bizim görevimizde bir yılın her günü yirmi dört saati 365gün, 7/24 diye bir kavram vardır.
-İllerin yönetiminde valilik makamının görev ve sorumlulukları oldukça fazladır. Mesleğinizi icra ederken nelere dikkat edersiniz?
ŞİARIM: KOLAYLAŞTIRINIZ, GÜÇLEŞTİRMEYİNİZ,
“İki kelimeyle bütün her şey özetlenebiliyor aslında. Bu iki kelime nedir? Peygamber Efendimizin (S.A.V) iş yapmakla ilgili prensip olarak ifade ettiği Hadis-i Şerif ; “Kolaylaştırın, güçleştirmeyin. ” Bu ifade de, “güçleştirmeyin”in, “kolaylaştırın” kelimesinden sonra yer alması dahi ayrı bir nezaketi ve mesajı içeriyor. Güçleştirmeyin, Kolaylaştırın diye değil de, Kolaylaştırın, Güçleştirmeyin ve müjdeleyin, nefret ettirmeyin diye de devamı var bunun. Buradan hareketle, yapılması gerekenlerle ilgili neler söylenebilir? İşi kolaylaştırmak için ne yapmanız gerekir? İşi bilmeniz gerekir. Bilmeniz için o işi, o problemi size aktaran insanı dinlemeniz ve detayına vâkıf olmanız gerekir. O insanı dinlerken de olması gerektiği gibi dinlemeniz gerekir. Devlet’in kapısına gelmiş, problemlerine çare arayan insanları nezaketle dinlemek ve çözüm üretmek gerekir. Laf olsun diye ve yasak savmak kabilinden değil. Öbür türlü anlayamazsınız, muhatabınız adam yerine konularak dinlendiğini düşünmez. Karşınızdaki kişi, valiyi tepeden bakan birisi olarak görür. İşte, kendinizi karşınızdaki vatandaşın yerine koymadan dinleyip empati yapmadan, “Tamam, dinledik. Bu da geçti, hadi arkadan öbürü gelsin” modunda dinlerseniz, anlayamazsınız. Anlayamayınca da, anlayamadığınız bir problemi çözme şansınız var mı? Mümkün değil. Problem çözmek için anlamak lazım. Muhataplarınıza değer verip elinizden geleni samimiyetle yapmak niyet ve gayretinize de karşı tarafı ikna etmeniz gerekir. Üstelik her zaman bize gelip istekte bulunanların her isteği olabilecek istekler değil. Bazıları da olmayacak isteklerle geliyor. O olmayacak isteklerin de neden olmadığını, olamayacağını anlatma noktasındaki samimiyetiniz de varsa, elinizden gelen bir şey yapabilme adına, ortaya koyacağınız gayretle, karşı tarafı, “Adam yerine konuldum, dinlenildim. Yapılabilecek bir şey olsaydı, zaten yaparlardı” kanaatiyle ağırlamak ve uğurlamak lazım. İşin nezaket tarafı bu… Güçleştirmek kısmına hiç girmiyorum. Eğer oturduğunuz yerden size gelen insanı anlamaz, dinlemez buna zahmet dahi etmez, “gelmiş kapıdan da dönmesin, dönerse değişik laflar da edebilir” diye düşünerek buna da fırsat vermeme adına, yasak savma kabilinden, “Bunu dinleyeyim, işi olmasa da olur.” Şeklinde bir düşünce ile dinler ve arkasından da şunu böyle bir tökezleteyim de bir görsün bakalım, benim kim, ne olduğumu” filan düşüncesiyle işeri güçleştirmeye kalkarsanız… Allah korusun böyle Validen ve idareciden…”
-Bildiğimiz kadarı ile çok genç yaşlarda Devletin çeşitli kademelerinde görev aldınız. Şu andaki görevinizi ne kadar sürdürmeyi düşünüyorsunuz?
SON GÜNÜME KADAR SAMİMİ GAYRETLE HİZMETE DEVAM
“Memuriyet 65 yaşında bitiyor. Biliyorsunuz valiler Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile atanırlar. Görevimizin ne kadar süreceğiyle ilgili, doğrusu bizim %100 bir insiyatif sahibi olduğumuzu söylemek zor. Ama şu anda mevzuat hükmü ile bir vade söylenebilir. Üst kademe yöneticileri ile ilgili Cumhurbaşkanlığı’nın çıkardığı 3 sayılı Kararnameye göre, üst kademe yöneticilerinin görev süresi, kendisini atayan Cumhurbaşkanı’nın görev süresi ile kayıtlı ve sınırlı. Valilerin de içinde olduğu yaklaşık dört bin kadar üst kademe yöneticisinin görev süresi ile ilgili bu şekilde özel bir düzenleme var.”
-Valilikte daha önce kendinize koyduğunuz hedefler var mıdır? Mesela ‘Büyükşehir Valisi’ olmak gibi…
“Ben zaten büyükşehir valiliğini Konya’da yaptım.”
-Siz dört yılı aşkın bir süredir Yalova Valisi olarak görev yapıyorsunuz. Yalova’da sizinle birlikte ne gibi bir gelişim ve değişim yaşandı?
YALOVA HER ALANDA HIZLI GELİŞİYOR
“3 değil 4 yıl, onu bir söyleyeyim; 4 yıl bitti, Kasım ayından beri 5. Yıla başlamış bulunuyoruz. Yalova’da ne yaşandı, yani somut olarak okul ihtiyaçlarının karşılanması ile ilgili yeni okullar yapıldı, yeni hastane yapıldı, mesela OÇEM açıldı. Bu Yalova için güzel bir şey. Yalova’nın sanayisi çok gelişti. Tersanede çalışan işçi sayısı 13.000 idi, bugün 30.000’i geçti. Ve Yalova’daki tersaneler dünyanın dört bir tarafına çok nitelikli gemiler yapıyor. Bunun sonucunda yılda 1 milyar dolarlık ihracat kapasitesine eriştiler. Ayrıca, yeni yatırımların gerçekleştiği Yalova’da İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri var. Bu bölgeler de şimdi alt yapılarını bitirdiler. Yalova her alanda hızlı bir gelişim gösteriyor.”
-Yalova’yı diğer illerden ayrı kılan özellikler nelerdir?
“Türkiye’nin en küçük yüz ölçümüne sahip bir şehridir. Bu yüz ölçümünün %60’ı orman, %27’si tarım arazisidir. Yalova, aynı zamanda yabancı oranının en yüksek olduğu şehirlerden biridir.”
-Yalova’nın eğitimdeki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
“Birçok yere göre çok iyi ama daha iyi olabilir. Birçok yere göre çok iyi derken sınıflardaki öğrenci sayımıza baktığımızda, Yalova ortalaması 22’dir. Bu sayı, kolej standardında bir yoğunluğu ifade ediyor. Yalova’da eğitim, öğretim ve fiziki mekân eksikliğini çok konuşmuyoruz. Planlaması yanlış yapılan bir- iki okulumuz ve 3 mahallemiz ile ilgili sorunumuz var. İNŞAALLAH, oralarda da yoğunlaşan talebi ve gelişen ihtiyacı karşılama adına yeni eğitim binaları yapılması için Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni projeleri, programları var.”
-Yalova, Türkiye’de hangi alandaki başarılarla öne çıkan bir şehirdir?
“Yalova denildiğinde akla ilk gelen Termal ve çiçekçiliktir. Yalova’da yaşayanların geliri ve Yalova’da elde edilen gelirlere bakıldığında gelecekte sanayi şehri olacakmış gibi görünüyor.”
-Burada yaşayan insanların, kanunlara ve toplum kurallarına uymadaki sorumluluklarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
TÜM YALOVALILARA TEŞEKKÜR EDİYORUM.
“Çok olumlu görüyorum ve halkımızı tebrik ediyorum. Buradan, kurallara ve yasalara uyma noktasında gösterdikleri hassasiyet nedeniyle tüm Yalovalılara teşekkür ediyorum. 86 farklı devletin vatandaşları yaşamaktadır burada. Şunu söyleyebiliyoruz: Nüfus yoğunluğu ve hareketliliğinin oluşturduğu güvenlik ve asayiş hizmetleri riskine bakarsak sonuç sevindirici…”
-Daha önce görev yaptığınız birçok ilçe ve il var. Bu ilçe ve illerde yaşadığınız sizi etkileyen olaylardan bahseder misiniz?
“Memleketimizin her tarafı güzel ve her köşesinde çok güzel insanlar var. Memleketimizin her bir karışı ve her bir insanı kendisi için karşılıksız çalışmaya değer. Ve her bir insanımız da bunu hak ediyor, diye düşünüyoruz. Onun için, yok orası yok burası diye ayırt etmek yerine, ülkemizin her bir köşesinde ve insanındaki güzelliği görerek çalışmanın, gayreti içerisinde olmak; bu yaklaşın Sizi işe 3-0 önde başlatıyor.”
-Biz öğrencilere gelecekte başarılı bir iş hayatı için neler tavsiye edersiniz?
“Bunu size öğretmenleriniz ve büyükleriniz her zaman söylemiştir; bunun tek bir formülü var: O da çalışmak. Herhangi bir yerde sizin önünüze çıkacak bir imkân, eğer sizin bir emeğinizin, gayretinizin sonucu elde edilmiş değilse; bunun kıymetini bilme noktasında kolay kolay sizden bir şey beklemiyoruz. Hayatta karşılaştığınız insanlar, ancak hak ettiğiniz kadarını size vermeye razı olabilirler. Eğer biri, hak ettiğinizden daha fazla bir şey veriyorsa, sizden kendisinin hak etmediği başka bir şey de bekliyor demektir.”
-Bildiğimiz kadarıyla üç evlat babasısınız. Onların yaşlarını ve eğitim durumlarını anlatır mısınız?
“Evlatlarım 1988, 1992 ve 1995 doğumlular. En büyük oğlum, Hukuk Fakültesi mezunu ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde doktor öğretim görevlisi ve Ortanca oğlum da Hukuk Fakültesi mezunu ve şu anda Hollanda’da doktora eğitimi alıyor. En küçük oğlum da yurt dışında, İngiltere’de işletme okumuştu. O da şimdi Ankara’da bir kamu kuruluşunda görev yapıyor.”
-Biraz da spordan bahsedecek olursak; özel olarak ilgilendiğiniz bir spor dalı var mıdır? Hangi takımı tutuyorsunuz?
“Beşiktaş takımı taraftarı ve kongre üyesiyim. İlgilendiğim, yapabildiğim özel bir spor dalı olmadı, olamadı maalesef. Ancak özellikle mesleğe girdikten sonra şehrin futbol takımları vesilesiyle futbolla ilgilenmek zorunda kaldım .”