Mutlu Güney: “Sanat Doğruya Yaklaşmadır”

Yalova TOBB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri usta oyuncu Mutlu Güney ile bir araya geldi. Usta oyuncu Güney öğrencilerin sorularını samimiyetle yanıtladı.
 Tarih: 29-02-2024 13:32:03   Güncelleme: 29-02-2024 14:06:03
Mutlu Güney: “Sanat Doğruya Yaklaşmadır”

Yalova TOBB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Radyo Televizyon Alanı 11. sınıf öğrencileri Farishta Alizada, Reyhaneh Shabani, Demet Şenel ve 10.sınıf öğrencisi Behishta Alizada, usta oyuncu Mutlu Güney ile röportaj gerçekleştirdi.

Bu buluşma, öğrencilerin sanat dünyasına ve medya sektörüne ilgisiyle dikkat çekti. Radyo Televizyon Alanı'nın yetenekli öğrencileri, güçlü bir iletişim ve işbirliği örneği sergileyerek, Güney'in kariyeri, deneyimleri ve sektördeki gözlemleri üzerine derinlemesine bir söyleşi gerçekleştirdi.

-Nasıl bu mesleği seçtiğinize karar verdiniz? Şu anda size ilham veren ya da rol modeli olarak gördüğünüz birileri var mı?

- Tabii, elbette. Durum şöyleydi: Abim zaten Salih Güney, benden önce Ankara Devlet Konservatuvarı'ndan mezun olmuştu. O, okula giderken ben de zaman zaman Ankara'ya gitmeye başladığımda orada sadece bir tiyatro bölümü vardı, Ankara Devlet Konservatuvarı. Başka yerde yoktu. İstanbul'da Şehir Tiyatrosu'nun bir tiyatro bölümü vardı, fakat sadece sertifika verirdi, mezuniyet diploması vermezdi. Yani, tek bir tiyatro konservatuvarı vardı. Abim zaten o okula gidiyordu. Onun öncesinde, abimin Savaş Başar'ın yeğeni olan bir teyze oğlu vardı, rahmetli olan, o devlet tiyatrosundaydı. Bu durumda, teyzelerden itibaren, ben de küçük bir çocuktum o zamanlar ve böylece konservatuvara girdim. Ve şimdi düşündüğümde, gerçekten konservatuvara girmemiş olsaydım, ne kadar eksik kalırdım diye düşünüyorum. Gerçekten, bu kararı verdiğim için çok mutluyum ve şimdi geriye dönüp baktığımda, bu kararı vermek gerçekten doğru bir tercih olduğunu görüyorum.

- Oynadığınız roller arasında sizi en çok etkileyen hangisiydi?

-Herhangi bir roldeki etkilenme veya etkileme durumu benim için her rol için geçerlidir. Her rol, hak ettiği ölçüde sevgiyi gerektirir. Hepsi, oynadığım roller arasında. En küçükten en büyüğüne kadar hepsini seversiniz. Önemli olan, role en iyi şekilde ve doğruya en yakın şekilde yaklaşmaktır. Sanat zaten doğruya yaklaşmaktır. Yani, mutlak doğru yoktur. Doğruya yaklaşma vardır. Ne kadar çok doğruya yaklaşırsanız, o kadar çok memnuniyet ve ciddi bir karşılık alırsınız. Yani, "doğru" ve "güzel" diye bir şey yoktur. Önemli olan, güzele yaklaşmaktır. Güzelin ne olduğunu anlamak, daha güzelini aramak, sürekli bir arayıştır. Tiyatro içinde matematik vardır, ancak tabii ki felsefe de çok önemlidir. Zaten 6. Sanat Dalı, tüm sanat dallarını içerdiği için son derece önemlidir.

-Sanat, sanat içindir diyenlerden mi, yoksa sanat toplum içindir diyenlerden misiniz?

- Bu yıllardır tartışılan bir konu. İkisi de olmadan olmuyor. Yani, sanatı, sanat için yapmazsanız, sanatın ilerlemesini sağlayamazsınız. Ama toplum için de yapmazsanız, o zaman da sanatın herhangi bir anlamı kalmıyor. İkisi de benim için eş değerdir. Ancak, daha çok, biz sanatı, sanat için olduğu gibi toplum için de önemli kılmaya çalışıyoruz. Çünkü yine konservatif yapının içinde var olan bir şey olduğu için, önce sanatın içindeki doğruları bulmaya ve daha sonra bunları topluma aktarmaya, anlatmaya daha çok önem veriyorum.

- Sinema, dizi ve tiyatro oyunculuğu yaptınız. En çok hangisinden keyif aldınız?

-Yine bak, keyif. Bütün hepsinden keyif almak zorundayız da bazen, işte baskılar olur, zorlanırsınız, falan. Ama onu da emin yapmak zorundasınız. Yani, baskıyla size yaptırılması gereken bir şey varsa bile, onu bile ister istemez yapmak zorundasınız. Şimdi, katili oynamak zorundasınız. Efendime söyleyeyim, eroinmanı oynamak zorundasınız, cellattı oynamak zorundasınız. Yani orada, cellatı cellat olarak getirebilir miyiz? Getiremeyiz. Kasaba olarak getiremiyoruz, getiremeyiz. Yani, kötü insanlar, kasaba için kötü demiyorum yani, kötülük yapmış, toplum için kötülük yapmış olan insanları da, delileri de oynamak zorundayız, değil mi? Onun için, birinden keyif almak gerekiyor. Keyif alamazsanız, zaten sırıtır. Anlaşılır, zevk de olmaz, güzel olmaz.

-Günümüz sinemasını nasıl buluyorsunuz?

- Günümüz sineması, dijital teknolojinin hızla ilerlemesiyle birlikte büyük ölçüde dijitale doğru kaymaya başladı. Ancak, edebiyatın sinema için hayati önemi unutulmamalı. Edebiyat, duyguların ve anlatının doğru aktarılması için temel bir unsurdur. Özellikle sessiz sinema dönemlerinde bile, yazıya dayalı ifadeler vardı. Ancak günümüzde, dijital gelişmelerin etkisiyle edebiyat geri planda kalmaya başladı. Bilgisayar teknolojisiyle binlerce figür, sahne ve efekt üretilebiliyor, ancak bu, edebiyatın yerini alamaz. Bu durum, sinemanın anlamını ve derinliğini azaltabilir. Bugün, dizi ve filmlerde dramatik sahnelerin doğru bir şekilde aktarılamadığına dair yaygın bir şikayet var. Sürekli tekrarlar ve basitleşme, izleyiciyi sıkabilir. Sonuç olarak, sinemanın toplumsal bir misyonu olduğunu düşünüyorum. İzleyicilere bir şeyler öğretmeli, duyguları, düşünceleri ve ilişkileri anlatmalıdır. Anlatım dili ne olursa olsun, sinema öğretici ve anlamlı olmalıdır.

- Yönetmen olmak isteyenlere tavsiyeleriniz nelerdir?

- Genel olarak, yönetmen olmak isteyenlere verebileceğim tavsiyeler var. Yönetmenlik, geçmişte olduğu gibi günümüzde de en zor, en saygın ve en önemli işlerden biridir. Neden mi? Çünkü bir yönetmen olmak için, sanatın temel alanlarını bilmeniz gerekir. Sadece ana sanat dallarıyla değil, aynı zamanda sosyoloji, psikoloji, felsefe, mantık, sanat tarihi, arkeoloji, mitoloji gibi geniş bir yelpazeyi içeren bir bilgiye sahip olmanız gerekmektedir. Yani, bir yönetmen, tüm bu farklı alanları anlamalı ve eserde birleştirmelidir. Yönetmenlik, bu unsurları algılayıp bir araya getirerek eseri sunmaktır aslında. Bizim zamanımızda, oyunculuktan sonra yönetmenlik çok zor bir meslek olarak kabul edilirdi ve bizler de bu zorluğun farkındaydık. Hocalarımızın önerilerini mümkün olduğunca yerine getirmeye çalışırdık. Yedi ana sanat dalını bilmek önemlidir; müzik, resim, sanat gibi. Bu alanların gelişimini, izinlerini, nerden başladığını ve nereye kadar gittiğini bilmek gereklidir. Çünkü bu, sizin temelinizdir. Bu bilgi ne kadar güçlü olursa, kendinizi daha etkili bir şekilde ifade edebilirsiniz. Eğer güzel sanatlarla ilgileniyorsanız, bu bilgilere sahip olmanız kaçınılmazdır. Gerçekten de, herkesin sahip olması gereken bir şeydir bu.

-Daha yolun başında olup oyuncu olmak isteyenlere tavsiyeleriniz nelerdir?

- Valla oyuncu olarak, öncelikle oyuncunun kendisini iyi tanıması gerekiyor. Yani anatomiyi bilmek şart. Anatomi nedir? İskeletten kaslara, iç organlardan hangi organların ne işe yaradığına kadar her şeyi bilmek gerekiyor. Fizik de önemli. Fizik, fizyoterapistin nasıl bilmesi gerekiyorsa, oyuncunun da bilmesi gereken bir şeydir. Çünkü oyuncu, hangi hareketin nerede nasıl yapılacağını bilmelidir. Dik durmak, topal olmak, yaşlı bir karakteri oynamak gibi durumlarda nasıl davranılacağını bilmek önemlidir. Bunları analiz etmek gerekir. Kendisi ve bulunduğu çevre hakkında mutlaka farkında olması gereklidir. Okumak da çok önemlidir. Oyuncu, çok okumalıdır. Okuma alışkanlığı kazanmalıdır. Klasik eserlerle başlamalıdır. Yunan Edebiyatı'ndan, Mitoloji'ye kadar geniş bir yelpazede okumalıdır. Okumanın bir stili vardır. Okumayı sevdirilmelidir, çünkü okumak, gelişmenin anahtarıdır. Bilinçli ve terbiyeli bir şekilde okumak gereklidir. Bu klasik eserlerle başlar. Tolstoy, Dostoyevski gibi yazarlarla başlanabilir. Okumadan hiçbir şey olmaz. Bu, kendini geliştirmenin önemli bir yoludur.

Güney, “Sizlere başarılar diliyorum. Kendinize iyi bakın. Ve okumayan insan bir yerde tıkanır. Gelişemez, kendisini ifade edemez. İttirilir, kenara itilir. Böyle olmayın. Kendiniz için bir şeyler yapın. En önemli şey kendinizi geliştirmektir. Çok teşekkür ederiz.” İfadeleriyle öğrencilere tevsiyelerde bulunarak konuşmasını tamamladı.

Haber: Farishta ALIZADA

Fotoğraf: Demet ŞENEL

  Bu haber 614 defa okunmuştur.
  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER EĞİTİM Haberleri
YUKARI