Radyo Televizyon Alanı Öğretmeni Duygu Saral ve Usta öğretici Sezgin Altınel’in, Z kuşağını anlamaya yönelik başlattıkları ve Z kuşağını temsilen öğrencilerden oluşturdukları teknik ekip ile alanında uzman kişilerle gerçekleştirmeye devam ettikleri röportaj serisinin üçüncü bölümünün konuğu Psikolojik Danışman ve Yazar Kübra Karahanoğlu oldu.
Karahanoğlu, Z kuşağını temsilen Yalova TOBB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Radyo Televizyon Alanı öğrencilerinin, kendisine yönelttiği soruları samimiyetle cevapladı.
-Bakış açınıza göre bize Z kuşağını tanımlar mısınız?
Z kuşağının birçok farklı tanımı var biliyorsunuz. Ama benim bakış açımla bakarsanız ben genel tanımın biraz dışına çıkabilirim. Daha özgürlüğüne düşkün, hayata daha geniş bir perspektiften bakan
konfor alanından çıkmayı tercih etmeyen bir kuşak olarak tanımlayabilirim Z kuşağını.
- Rehberlik ön görüşmelerinde z kuşağının genel bazdaki sorunları neler?
Açıkçası genel olarak bir üslup sorunları olduğunu düşünüyorum. Ben branşım itibari ile Z kuşağı ile rehberlik görüşmeleri yapmış bir eğitimciyim. Genel bazda iletişim konusunda sıkıntılar yaşayabiliyorlar. Üst kuşaklar olarak Z kuşağını iletişimde sorunlu olarak tanımlıyoruz ama uygun iletişim dilini biz oluşturduğumuzda onlarında buna uyum sağlayabileceklerini görüyorum. Ortaöğretim kurumlarında olan rehberlik çalışmalarım doğrultusunda benim gözlemim bu doğrultuda oldu.
Sorun diye ne kadar tanınmalı bilmiyorum. Bu aslında çok tartışmalı bir konu. Dünyaya bakış açıları, birçok şeyi algılayış biçimleri üst kuşaklardan farklı. Üst kuşakların bakış açısı ne kadar katı ise açıkçası bizde Z kuşağının sahip olduğu çoğu özelliği sorun olarak tanımlıyoruz. Ama her kuşak kendi dönemi içerisinde değerlendirilmeli. Bizler üst kuşaklar olarak biraz daha kapı aralayıcı olursak, o sorun dediğimiz şeyler çok da baş edilemeyecek şeyler değil diye düşünüyorum.
- Z Kuşağı kendini ifade konusunda yeterli bir yetiye sahip mi. Gördüğünüz en ilginç ya da derinden etkileyen olaylar oldu mu?
Kendini ifade etmede yeterli yetiye sahip olduklarını düşünüyorum. Ama iletişim dillerini biraz daha düzenlemeleri gerek. Şimdi her ne kadar her kuşağın farklı özellikleri var desek de z kuşağını bu konuda sorunlu görüyorum. Z Kuşağı direkt dijital dünya içerisine doğmuş bir kuşak. Bir üst kuşak olan Y Kuşağı sokak oyunlarından tutun, dijital olmayan bir süreci yaşadıktan sonra dijital sürecin içine girmiş bir kuşakken, Z kuşağı direkt dijital dünyanın içine doğmuş bir kuşak. Dolayısıyla üst kuşaktan farkı dilinin de biraz daha dijital ortamla şekillenmesi. Günlük yaşamda kullandıkları dilinde bu şekilde olması nedeniyle, iletişim yetilerinin iyi olmasına rağmen bunu olduğu gibi yansıtamadıklarını düşünüyorum. Z kuşağı ile özellikle yazılı iletişim kurduğumuzda bu sorun kendini daha çok belli ediyor. Biz genelde mesajlarda bir girizgah yaparız, ya da merhaba deriz. Kendimizi tanıtırız.
Somut bir örnek vermem gerekirse… Yanımda staj yapan bir öğrencim vardı. O gün staja gelemeyeceğini belirtirken biz, nasıl olması gerekir desek, “Hocam merhaba ben Kübra, yarın staja gelemeyeceğim. Size haber vermek istedim” yazarız. Ama bir Z kuşağı için bu kadar detay değil de, sonuç önemli olduğundan o mesaj size şöyle gelebiliyor: “Hocam ben yarın staja gelmicem.” Sen kimsin? Hangi sebeple gelmeyeceksin? Daha sonra sorduğumda, “Hocam ben size gelmeyeceğimi söyledim ya.” Yani iletişim yetileri iyi, ama bunu kullanma konusunda biraz yetersiz olduklarını düşünüyorum.
- Z kuşağı ağzından, Bir monolog yazmış olsanız, Z kuşağı sizi nasıl tanımlardı?
Bunu aslında z kuşağına sormak lazım. Ama en azından bana söyledikleri üzerinden şunu söyleyebilirim. Biraz anne gibisiniz. İyi anlaşılır bir anne gibisiniz. Hatta bana, sizin gibi bir ablam ya da
annem olsa diyenlerde oldu. Ben bunu az önce bir başka soruyu cevaplarken söylediğim cümle ile bağlamak istiyorum. Doğru iletişimin kurduğumuzda aslında Z kuşağı da üst kuşakları iyi tanımlar, iyi anlaşabilir. Çünkü; biz bir kuşak farkından, kuşak çatışmasından bahsederiz. Bunun temelinde farklılıkları içerisinde değerlendirmemiz yatıyor.
- Z kuşağı Otorite tanımaz mı? Otoriteyi dar anlamıyla kullanırsak, anne, baba, öğretmen
vs. Ya da geniş tanımıyla devlet?
Otorite ile arası çok iyi olmayan bir kuşak. Çünkü üst kuşaklara nazaran biraz daha özgürlüğüne, rahatına, az önce söylediğim gibi konforuna düşkün bir kuşak. Ama otoriteyi yönetenler tarafından uygun bir iletişim dili uygulandığında orta yolda bulunabilir diye düşünüyorum. Ama diğer kuşaklarla kıyaslarsak, otoriteye karşı biraz daha kendi istek ve ihtiyaçlarını bir tık önde tutan bir gruptan bahsedebiliriz. Birçok isteklerine çok rahat da ulaşabiliyorlar. Teknolojik olsun
merak ettikleri, öğrenmek istedikleri bilgileri dahi, sadece somut şeylerden bahsetmiyorum çok rahat ulaşabilen bir grup. Haliyle birçok şeye rahat ulaşabildikleri için, birçok düşünce ve duyguların da çok rahat dile getirebilecekleri için İstedikleri birçok şeyi de hak ettiklerine inanıyorlar. Haliyle her istediğimi hak ediyorum düşüncesi, otoritenin temeli ile de çok bağdaşan bir düşünce olmuyor.
- ‘Bizim Zamanımızda böyle değildi’ cümlesi size neyi çağrıştırıyor? Farklı kuşaklar tarafından bu kalıp cümleye maruz bırakıldınız mı?
Bırakılmayanımız yoktur herhalde. Elbette ki bende bırakıldım. Cümle açıkçası çok da içi dolu ve bir şey çağrıştıran bir cümle değil. Sizin zamanınız sizin zamanınızdaydı. Bizim ki bizim zamanımızda. Bir sonraki de kendi zamanında yaşayacak. Koşullar değiştikçe, birçok şey farklılaşmak zorunda. Benim annemin 40 sene önceki gençliği ile benim gençliğim aynıysa zaten dünyada ne teknolojik anlamda, ne sosyal anlamda, ne bilişsel, duygusal anlamda bir ilerleme kaydedememişiz demektir. Bir şeyler değişecek ki bizim zamanımızda değişsin.
Orada şunu kullanabilse aslında yetişkinler, alt nesillere, “Bizim zamanımızda böyle değildi ama bu koşullarda biz olsak herhalde aynı şeyleri yaşardık.” O zaman bu sorunlar azalırdı diye düşünüyorum.
-Hem y hem z kuşağına rehber öğretmenliği yapmış biri olarak iki kuşak arasındaki psikolojik değerlendirmeniz nasıl olur, ne gibi farklılıklar gözlemliyorsunuz?
Şöyle farklılıklar var. Az önce de söylediğim gibi Y kuşağı sosyal yaşantısını da çocukluğunda bir yerden yakalamış bir kuşak. Dolayısıyla otoriteye uyum sağlamadan, toplumsal kurallara uyum sağlamadan, iletişime kadar biraz daha kolay ulaşılabilir bir kuşak. Z kuşağının farkı, sosyal anlamda biraz daha y kuşağına göre zayıf olmaları. Açıkçası bu konuda ben çok kaygı duyduklarını da düşünmüyorum. Kaç tane Z kuşağı bugün sokakta oyun oynadı? Kaç tanesi misket oynadı? Seksek oynadı? Haliyle paylaşımları da dijital dünya üzerinde olduğundan bağları biraz daha zayıf. Mutluluk onlar için anda değil. Mesela bir Y kuşağı mutluluk sebebi bulabilirken kendine, Z kuşağında bunu biraz daha zor görebiliyoruz. Çünkü Z kuşağında mutlu olmak biraz daha somut şeylere sahip olmak üzerinden ilerliyor. Ama Y kuşağı bunlardan öte biraz daha somut şeylere, ben buna sahip olmak istiyoruma cevap verecek şeylerle ihtiyaç duyuyor. Bu bağlamda aralarında böyle bir fark olduğunu söyleyebilirim.
- Z kuşağının entelektüel seviyesi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Z kuşağının entelektüel seviyesi yüksek bir kuşak, ama bunu yansıtmada zorlanan bir kuşak. Biz entelektüel seviyeyi nasıl tanımlıyoruz? Sahip olduğu bilgi ve donanımı, mesleği ya da kişisel gelişimi için kullanabilen kişileri biz biraz daha entelektüel olarak tanımlıyoruz. Ama Z kuşağı bilgi ve donanıma kolay ulaşabilen, zeki ve birçok konuda da gerçekten bilgi sahibi bir kuşak. Ama bu yetileri olmasına rağmen bu yetilerini sosyal anlamda, mesleki anlamda ya da kişisel gelişim anlamında tam kapasite kullanabildiklerini düşünmüyorum.
- Z Kuşağı daha önyargılı bir kuşak mı?
Aslında önyargı toplumsal yapının değişmesi ile de değişen bir kavram. Diğer kuşaklara nazaran bu anlamda evet ya da hayır direkt verilebilecek çok doğru bir cevap değil. Ama bu kadar çok uyaran, bu kadar çok teknolojik ve sosyal değişim, önyargıyı da beraberinde getirebiliyor. Neden? Çünkü, önyargılı olmalarına sebep olacak çok etken var. Bir haber açtıklarında kendileri de öyle düşünüyorsa, o haberin doğruluğunu, önyargıyla oluşturulmuş bir haber olup olmadığını sorgulamadan kabul etme girişimleri olabiliyor. Bu noktada, çok net cevap verilebilecek bir soru değil dememin sebebi, bunu bir yetişkinde yapabiliyor. Bu sadece Z kuşağına özgü bir durum değil. Dolayısıyla ben Z kuşağı daha ön yargılıdır cümlesini çok doğru bulmuyorum. Kişisel yapı, toplumsal yapı, içinde yetiştiği aileden tutun, kültürel üyelerine kadar herkesin önyargı düzeyi değişebiliyor. Biraz daha araştırmaya, sorgulamaya, kitap okumaya, öğrenmeye yatkın değilse, elbette ki o grup içerisinde yer alan bir gencin de önyargısının daha yüksek olma olasılığının olduğunu söylemek mümkün.
Haber: Ahmet Taşdemir
Fotoğraf: Arda Kızıltan-Rahmican Cinemre